Cibril Hadisi Üzerine Ders Notları

İmam Müslim kitabına bu hadisle başlıyor.

Basra’da Mabed ibn-i Cüheyl isminde birisi kaderi inkâr ediyor. (İlk inkâr eden kişi, olay olduktan sonra bildiğini söylüyor). Abdullah ibn-i Ömer'e gidip durumu aktarıyorlar. O da diyor ki onlara haber edin ben onlardan uzağım onlar da benden uzaktır, böyle konuşan adamlara uhud dahı kadar altınları olup da infak etseler Allah hiçbirini kabul etmez. Ben babamdan şöyle işittim:

Peygamberimiz ile birlikteyken uzaktan bir adam çıkageldi. Saçları simsiyah, bembeyaz ve lekesiz elbiseli yakışıklı bir adam, Bizden hiç kimse onu tanımıyordu. Ve ellerini dizlerin üzerine koydu. Sonra dizlerini peygamberimizin dizlerine dayadı, avuçlarını da baldıra dayadı.

Dedi ki: Bana İslam’dan haber et

İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir

Doğru söyledin.

Bana iman’dan haber ver

Âllah a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman,

Bir de kadere iman etmen.

Doğru dedin.

İhsandan haber ver.

Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür

Saati ne zamandır?

Sorulan kişi sorandan çok bilmez.

O zaman bana alametlerini söyle.

Cariyenin (bir rivayette hanım efendi)efendisini doğurması, çıplak ayaklı çobanların yüksek binalar yarıştırması.

Sonra adam yürüyerek gitti ve ufukta kayboldu.

Sonra peygamberimiz buyurdu ki; o kimdir biliyor musunuz?

Allah ve rasulü daha iyi bilir.

O Cibrildir. (Bazı rivayetlerde bir iki gün sonra söylediği söylenmiştir.)

Size dininizi öğretmeye geldi.

• Bu hadisenin gerçekleşme sebebi; Sahabe çok soruyor ve peygamberimiz kızgınlıkla mimbere çıkıyor ve bütün sorularınızı bekleyeceğim bana istediğiniz kadar sorun diyor. Sahabe soru sormaya korkuyor ve içlerinden diyorlar ki keşke dışardan biri gelse soru sorsa da dinimizi öğrensek diyorlardı. Bunun üzerine bu olay gerçekleşiyor.

• Bu hadis İslam ile iman kelimelerinin farkını anlatmak için delil teşkil ediyor.

• Bu hadiste İslam’ın şartı değil İslam nedir denmektedir. İslam’ın şartı kelime-i tevhide iman edip şirki terketmektir. Eğer namaz kılmak, oruç, hac islam’ın şartı ise o zaman namaz kılmayan kâfir olur.

• Mezhepler namaz dışındaki diğer ibadetleri yapmayanları kâfir olmadıkları konusunda ittifak etmişlerdir.

• Selef uleması, ameli imandan görmüştür ancak buradaki iman, amel ettirecek kâmil imandır.

• Kur’an’da herşey olmayabiliyor, Kur’an’da Allah’a itaat edin peygambere de itaat edin denmektedir. Kader konusu da böyledir, açıkça Kur’an’da geçmemiştir.

• Kaderin Kur’an’da geçmemesi bir imtihandır. Günümüzde kalbinde hastalık olanlar başka bir şey kalmamış gibi bu meseleyi de kurcalamaktadır.

• Kader: Lügatta kudret ve miktar demektir. Istılahda ise: Meydana gelecek şeylerin ne zaman, nasıl, nerede olacağını Allah’ın bilmesi takdir etmesi ve sınırlaması demektir. Bunun gerçekleşmesi de kazadır.

• Kader ile Allah suçlanamaz.

• Cebriye mezhebi: Cüz’i iradeyi reddeder.

• Kaderiye mezhebindekilere âlimler ümmetin Mecusileri demişlerdir. Bir rivayette "kaderiyeciler ümmetin Mecusileridir, hastalanınca ziyaretine gitmeyin öldüklerinde cenazelerine gitmeyin" denmektedir. Mecusilere benzetilmesinin sebebi, Mecusiler nur ve karanlık isminde iki ilaha inanırlar. Kaderiyeciler ise hayrı yaratan Allah’a şerri yaratan milyarlarca insana inanıyorlar.

• Kaderi inkar eden kâfir olmayabilir ama ehl-i bidattırlar. Abdullah b. Ömer’de kâfir dememiştir, ben onlardan uzağım demiştir.

• Cebrail a.s. peygamberimizin dizinin dibine oturması, kendini cahil bir adam gibi sanmalarını sağlamak ve onların kendisin Cebrail olduğunu anlamalarına engel olmak istemesi. Çünkü Cebrail a.s. onlarla konuşmaz.

• Kur’an dışında da Cebrail a.s. ın gelip gittiğini gösterir.

• İbadetlerde, hadlerde ictihad olmaz. Namazın kılınış şeklini de Cebrail a.s. gösterdiği rivayeti de vardır. Kıbleyi bile peygambere bırakmamıştır.

• Hadiste iman esasları geçiyor.

• İhsan makamını anlatıyor, Allah’ı görüyormuşçasına ibadet. İhsanın bir öncesi murakabedir (Allah’ın gördüğünü hissetmek)

• Bir adam Allah’ı görüyormuş gibi yapamasa da salih kullara bakarlar, salih kullar onlara Allah’ hatırlatır.

Görüşler:

Cariyenin kendi efendisini doğurması ile ilgili

• İmam Hattâbî diyor ki; İslam yayılacak, çokça cariyeler alınacak. O cariyelerden çocuk olunca cariye de bir çeşit mal olduğundan, çocuk da babasının malının mirasçısı olduğundan, annesi de bir çeşit onun malı olacak. Yani kıyametten önce çokça fethin olacağını da müjdeliyor.

• Bazılarına göre cariyeler hükümdar doğuracak (mesela Osmanlıdaki padişahın cariyeden çocuk sahibi olması). Bu saltanata da işaret eder.

• Cehalet artacak, ümmü velet (çocuğu olmuş cariye) ler satılacak (çocuğu olan cariye satılmaz), veledi ilerde belki annesini satın alır, bilmez ilişkiye girer.

• Anne ve babaya isyanın artacağını sanki sahibiymiş gibi davranacağını.

• Mut’a nikahının çoğalması ve sonucunda ortaya çıkan karmaşıklıklar.

Hadisin 3 farklı kelime ile rivayeti vardır.

• Rabbeteha: kendi sahibini doğurması

• Rabbeha: Efendisini doğurması

• Ba’deha: Kocasını doğurması

Yalınayaklı çobanların bina dikmesi: Teknolojiye de işaret eder.

Bazı âlimlere göre bu hadis sünnetin anasıdır, Cebrail a.s. kıyameti sorması da ders vermek istemesi ve kıyameti sormanıza gerek yok demesidir.

Buna rağmen ebced hesabı gibi Yahudilerden gelme bir hesabı maalesef Müslümanlardan yapmaya çalışanlar var. Bu bir sapmadan, gaybı bilmeye çalışmadan başkası değildir.

“Yağmuru Rahimlerde olanı ancak Allah bilir” ayetinden biz şimdi erkeği kızı biliyoruz demek ki gaybı da biliriz diyorlar. Oysa ki

  1. Rahimden çıkanın kişiliğini kimse bilemez.

  2. Alametler olmadan da Allah bunları bilmekte ve insanlar bilmemektedir.